Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2007


adam olmak

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse
sen aklı başında kalabilirsen eğer
herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır
hem kendine güvenebilirsen eğer
bekleyebilirsen usanmadan
yalanla karşılık vermezsen yalana
kendini evliya sanmadan
kin tutmayabilirsen kin tutana

düşlere kapılmadan düş kurabilir
yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer
ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir
ikisini de vermeyebilirsen değer
söylediğin gerçeği büken düzenbaz
kandırabilir diye safları dert edinmezsen
ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz
koyulabilirsen işe yeniden
döküp ortaya varını yoğunu
bir yazı turada yitirsen bile
yitirdiklerini dolamaksızın dile
baştan tutabilirsen yolunu
yüreğine sinirine dayan diyecek
direncinden başka şeyin kalmasa da
herkesin bırakıp gittiği noktaya
sen dayanabilirsen tek

herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen
unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken
dost da düşmanda incitemezse seni
ne küçümser nede büyültürsen çevreni
her saatin her dakikasına
emeğini katarsan hakçasına
her şeyiyle dünya önüne serilir
üstelik oğlum

adam oldun demektir.


rudyard kipling
tercüme: bülent ecevit

12 Şubat 2007

SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...



Ne hasta bekler sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir günahı
Seni beklediğim kadar

Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda buldum seni
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık, neye yarar


N.Fazıl Kısakürek

5 Şubat 2007

HEMEN ÖNCE


Mutsuzluk kanıma işledi
Sen gitmeden hemen önce
Vurulmuşluk kanımı akıttı
Dostlarım terk etmeden hemen önce

Göz pınarlarım yaşsız kaldı
Sen şehirden göçmeden hemen önce
Güvendiğim dağlardan çığ düştü korkak benliğime
“Seni unuttum” dediğini duymadan hemen önce

Kusursuz yalnızlığım başladı
Yokluğunun rüzgarı kapıyı çalmadan hemen önce
Ve kulaklarım sağır, gözlerim görmez oldu
Beklediğimin artık başka bir bekleyeni olmadan hemen önce


Manolya

31 Aralık 2006

MASALLARIN MASALI


Su başında durmuşuz
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınarla bana.

Su başında durmuşuz
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarla ben, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, bir de kediye.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim
kaybolacak suda suretim
Sonra çınar gidecek
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak,
Sonra o da gidecek.

Su başında durmuşuz
Su serin
Çınar ulu
Ben şiir yazıyorum
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak
Çok şükür yaşıyoruz
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze.

29 Aralık 2006

Yokluğun...



Yokluğun;
terkedilmiş harap bir evin eskimiş tahta askılığında
unutulmuş bir şemsiye gibi...

Yokluğun;
artık yasayamayacagını anladıgı evden cıkan
aşık adamın ayakkabısının çıkardığı
yalnızlık senfonisi gibi...

Yokluğun;
ölümüne pişman olsa da asla affedilemeyecek olan bir
idam mahkumunun infaz günü gibi...

Yokluğun;
sebepsiz yere kopan fırtınadan en çok hasarı gören
çaresiz insanoğlu benliği gibi


Manolya Turabik

Berkay;
Teşekkürler Manolya;)